Gazeller Arasından

 

Gazel
 

Ey fitnesi çok kavli yalan yandım elinden,
Bir nâz ile bin gönlüm alan yandım elinden

Sen şem gibi gayr ile mecliste gülersin
Ben akıtırım yaş ile kan yandım elinden

Her hâr ile sen sohbet edersin dün ü gün ben
Derdim ederim mûnis-i can yandım elinden

Şol sunduğun âteş midir ey sâki bana kim
Kim aldın ele câm heman yandım elinden

Ahmet çeke cevrini göre lûtfunu ağyâr
Ey şefkati az şûh-i can yandım elinden


Ahmet Paşa


TERKİB - İ  BEND' DEN

( İkinci bend )

Sâki getir ol badeyi kim dâfi-i gamdır
Saykal vur o mir'âta ki pür-jeng-i elemdir

Dil-besteleriz bizden irâğ eyleme bir dem
Ol bâdeyi kim nûr-ı dil ü dîde-i Cem'dir

Ey hâce fenâ ehline zinhâr ululanma
Dervîşi bu mülkün şeh-i bî-hayl ü haşemdir

Hâk ol ki Hudâ mertebeni eyleye âlî
Tâc-ı ser-i âlemdir o kim hâk-i kademdir

Gel doğrulalım meygedeye rağmına anın
Kim bâr-ı riyâdan kad-i bergeştesi hamdır

Mey sun bize sakî biziz ol kavm ki derler
Rindânı sabûhî-zede-i bezm-i kıdemdir

Bu nazmı Peyâmî'den işit hâle münâsip
Kim zübde-i yârân-ı sühandân-ı Acem'dir

'Mâ rindî sabûhî-zede-i bezm-i Elestim
Pîş ez-heme sâgar-keş ü bîş ez-heme mestîm'¹


 
Bağdatlı Ruhi

Gazel

Hattım hisabın bil dedin gavgalara saldın beni
Zülfüm hayalin kıl dedin sevdalara saldın beni

Geh ebr veş giryan edip geh bad veş püyan edip
Mecnun-ı sergerdan edip sahralara saldın beni

Vaslım dilersin çün dedin lutf edeyin olsun dedin
Yarın dedin birgün dedin ferdalara saldın beni

Yusuf gibi izzette sen Yakub veş mihnette ben
Dil sakin-i beytül hazen tenhalara saldın beni

Baki sıfat verdin elem ettin gözüm yaşını yem
Kıldın garik-i bahr-ı gam deryalara saldın beni

Bakî


Gazel
 

Sabreyle gönül derdine dermân ere umma
Can atma oda bi-hüda cânân ere umma

Gözün sedefinden nice dürdâne dökersin
Şol dişi güher dudağı mercân ere umma

Gel vasi dilersen ko bu feryâd i bülbül
Gül gonca gibi ağzı gülistân ere umma.

İnceldise hecr ile karınca gibi belin
Firkat nice bir ola Süleyman ere umma

Feryâd ü figân etme i bülbül dahi ağzın
Yum gonce gibi yine gülistan ere umma

Maksuûd anın kim ele düşvâr erişir
Yırtma yakanı eline âsân ere umma.


Dehhanî


ŞARKI

Çözülme zülfüne ey dil-rübâ dil bağlayanlardan
Kaçınma âteş-i aşkınla bağrın dağlayanlardan
Düşer mi ictinâb etmek seninçün ağlayanlardan
Sirişk-i çeşmimin bak farkı var mı çağlayanlardan

Gelüb vakt-i bahâr âlem safâ-yı gül-şen etdikde
Nevâ-yı bülbülü gûş-i gül-i ra'nâ işitdikde
Uyub ahbâba sen de seyr-i Sa'd-âbâd'a gitdikde
Sirişk-i çeşmimin bak farkı var mı çağlayanlardan

Senin bir reng-i zîbân var ki gül-berg-i izârında
Bulunmaz gül-sitân-ı âlemin bâğ-ı bahârında
Otur ihrâma ârâm et bir az havzın kenârında
Sirişk-i çeşmimin bak farkı var mı çağlayanlardan

Hevâ-yı perçeminle başka bir hâlet olur serde
Yeni başdan misâl-i Vâsıf uğratdın beni derde
Gamınla gerçi çokdan ağlarım ammâ bugünlerde
Sirişk-i çeşmimin bak farkı var mı çağlayanlardan


Enderunlu Vâsıf


GAZEL

Azm-i sefer ettin dil-i nâçârı unutma
Gittin güzel ammâ bu dil-efkârı unutma

Gâhîce uyandıkça şebistân-i safâda
Şol gice olan sohbet-i hemvârı unutma

Vardıkça şeker-hâba girip bister-i nâza
Ne zehr içer dîde-i bîdârı unutma

Ben sabr edeyim derd ü gam-i hecrine ammâ
Sen de güzelim ettiğin ikrârı unutma

Ağlatmayacaktın yola baktırmayacaktın
Ol va’de-i tekrâr-be-tekrârı unutma

Yok tâkati hicrânına lûtf eyle efendim
Dil-haste-i aşkın olan Esrârı unutma

Esrar Dede


GAZEL  (Aşk)

Yüreğime şerha şerha yâreler urdu bu aşk
Gâret etti gönlüm ilin yağmaya urdu bu aşk

Şimdi hâkim gönlümün iklîmine aşktır benim
Akla nefse fene cana hükmünü sürdü bu aşk

Her sıfat kim nefsin ü aklın u rûhun var idi
Tarttı Seyfullah yürüdü kamusun kırdı bu aşk

Bu gönül hücrelerini tahliye kıldı kamu
Âdemiyyet noktasından sildi süpürdü bu aşk

Kendi varlığıyla küllî varlığım mahv eyledi
Dost gözüyle baktı ol dost yüzünü gördü bu aşk

Çün fenâ dârında menlik Mansûr'u berdâr eyledi
Dost eşiğinde "enelhak" nevbetin urdu bu aşk

Dün gün Eşrefoğlu Rûmî derdin artar pes neden
Zahmine hod dost elinden merhem irgördü bu aşk


Eşrefoğlu Rumî

GAZEL

Neşve-i cam-ı muhabbetle gönül cuş eyler
Çekilen der ü gamı cümle feramuş eyler

Kıl hazer alma sakın aşık-ı zarın ahın
Seni bir şuh-ı sitemkara felek dun eyler

Bir nigehle komadı derdimi takrire mecal
Çeşm-i mestin nice guyaları hamuş eyler

Hale-i mah gibi sineye çekmiş mihri
Bezm-i vuslatta o kim yari deraguş eyler

Sen hem gülşen-i hüsnünde figan et cü hezar
Fıtnata derd-i dilin belki o gül guş eyler


Fitnat Hanım

Çeşm-i Giryanım görüp

Ol ki her sa'at gülerdi çeşm-i giryânım görüp
Ağlar oldu hâlime bî-rahm cânânım görüp

Eyleyen ta'yin-i cezâ-yi müdâvâ derdime
Terk edip cem' etmedi hâl-i perîşânım görüp

Lâle-ruhlar göğsümün çâkine kılmazlar nazar
Hiç bir rahm eylemezler dâğ-i hicrânım görüp

Tut gözün ey dûd-i dil çerhin ki devrin terk edip
Kalmasın hayrette çeşm-i gevher efşânım görüp

Pertev-i hur-şîd sanmam yerde kim devr-i felek
Yere urmuş âf-tâbın mâh-i tâbânım görüp

Suda aks-i serv sanmam kim koparıp bağ-bân
Suya salmış servini serv-i hırâmânım görüp

Ey Fuzûlî bil ki ol gül-'ârızı görmiş değil
Kim ki ayb eyler benim çâk-i girîbânım görüp

 

GAZEL
 

Âh eylediğim serv-i hırâmânın içindir
Kan ağladığım gonce-i handânın içindir

Ser-geşteliğim kâkül –i müşkınin ucundan
Âşüfteliğim zülf-i perîşânın içindir

Bîmâr tenim nerkis-i mestin eleminden
Hûnin ciğerim lâ’l-i dür-efşânın içindir

Yaktım tenimi vasl günü şem’ tek ammâ
Bil kim bu tedârük şeb-i hicrânın içindir

Kurtarmağa yağmâ-yı gamından dil ü cânı
Sa’yim nazar-ı nerkis-i fettânın içindir

Can ver gönül ol gamzeye kim bunca zamandır
Cân içre seni sakladığım ânın içindir

Vâiz bize dün dûzahı vasf etti Fuzûlî
Ol vasf senin külbe-i ahzânın içindir

 

Fuzulî


GAZEL

Şemîm-i vuslatın bir sîneden taktîridir sevdâ
Gönül bîmârının peymâne-i iksîridir sevdâ

Bulur üftâdeler âgûş-ı sehhârında bin sûret
Peri peykerlerin âyîne-i teshîridir sevdâ

Hayât elvân u eşkâliyle bir rü'yâ-yı mübhemdir
Onun mest-i tahayyül şîve-i ta'bîridir sevdâ

Nişân-ı nev-bahârîdir, bahâr-ı hande-pîrâdır
Tesâvîr-i şebâbın en güzel tasvîridir sevdâ

Kitâb-ı hüsn-i mutlak bir bedâyi'-hânedir İhsân
O nûr-â-nûr faslın mücmelen tefsîridir sevdâ
 

Hamamızâde  İhsan

GAZEL

Cihân-ârâ cihân içindedür arayıbilmezler
O mâhîler ki deryâ içredür deryâyı bilmezler

Harâbat ehline dûzah azâbın anma ey zâhid
Ki bunlar ibn-i vakt oldu gam-ı ferdâyı bilmezler

Şafak-gûn kan içinde dâgını seyr etse âşıklar
Güneşde zerre görmezler felekde ayı bilmezler

Hamîde kadlerine rişte-i eşki takub bunlar
Atarlar tîr-i maksûdu nedendür yayı bilmezler

Hayalî fakr şâlına çekenler cism-i uryânı
Anunla fahr ederler atlas ü dîbâyı bilmezler



Hayalî

GAZEL

Ehl-i aşka küfr ü îmâ bir olur
Vasl u hicrân derd ü dermân bir olur

Mülk-i aşk içre kamu bây u gedâ
Bende-i fermân u sultân bir olur

Zülf ü haddünden cüdâ âşıklara
Bâğ u bostân bend ü zindân bir olur

Âşıka cevr ü cefâ mihr ü vefâ
Kahr-ı cânân lûtf u ihsân bir olur

Hayretî gibi harâbât ehline
Tâk u eyvân genc-i vîrân bir olur

Hayretî


GAZEL

Ölmüş tenüme aşkı anun rûh değül mi
Gamzesi ile dil dahi mecrûh değül mi

Aşkiyle kavuştu gönlüm yoluna anın
Aşk ile kahılan kapu meftûh değül mi

Kirpüğü ne kılduğunı sen sanma muammâ
Gönülde anun yâresi meşrûh değül mi

Bin yılda eğer Nûh yaşadı ise bin yaş
Ol yaş bana bir lâhza-i memnûh degül mi

Ma'şûk ile âşık bir olur âşk oduyla
Mâdih dahi pes hem yine memdûh değül mi


Kadı Burhaneddin

GAZEL

Takrîr-i râz-ı aşka zebânım mı var benim
Cânâneden şikâyete cânım mı var benim

Ol şûhdan niyâz-ı kelâm eyledim dedi
Îmâ ile bu harfe dehânım mı var benim

Müjgânların şümârı mıdır fitne-i nigâh
Çeşminden olduğuna gümânım mı var benim

Neylersen eyle eyleme mahrûm-ı iltifât
Bâr-ı firâka tâb ü tüvânım mı var benim

Bî-anber-i sevâd-ı suhan eylemem karâr
Bilmem ki hâmeveş hafakânım mı var benim

Etsem kumâş-ı tâzemi isrâf Nâbiyâ
Mahrûsa-i suhanda dükânım mı var benim
 

Nâbî



GAZEL

Dil-i zârı haste kıldı ne yaman nezâredür bu
Şeb-i gamda koydu hâlün ne siyâh sitâredür bu

Açılub gül-i terinden mey içerdi sâgarından
Ele al ki hanceründen dil-i pâre pâredür bu

O periyi âh-ı şeb-gîr ede câme-hâbâ teshîr
Olunur mu lûtfu ta'bir ne hoş istihâredür bu

Felekaa dokuz sefînen güm eder habâb-veş dil
Hazer eyle cünbişinden yem-i bî-kenâredür bu

Der imiş görüb ol âfet bu tahammülüm cefâya
Dil-i Nâilî değüldür kopa seng-i hâredür bu


Nailî


GAZEL

Lâle-hadler yine gülşende neler etmediler
Servi yürütmediler goncayı söyletmediler

Taşradan geldi çemen sahnına bîçaredürür
Devr-i gül sohbetine lâleyi iletmediler

Âdeti hûblarun cevr ü cefâdur ammâ
Bana ettüklerini kimselere etmediler

Hamdülillâh mey-i can-bahş ile sâkilerimüz
Âb-i hayvân ile Kevser suyın istetmediler

Ey Necâti yürî sabreyle elünden ne gelür
Hüblar cevr ü cefâyı kime öğretmediler


Necati

GAZEL

Thammül mülkünü yıktın Hulagu Han mısın kafir
Aman dünyayı yaktın ateş-i suzan mısın kafir

Kız oğlan nazı nazın şehlevend avazı avazın
Belasın ben de bilmem kız mısın oğlan mısın kafir

Ne ma'na gösterir duşundaki ol ateşin atlas
Ki ya'ni şule-i cansuz-ı hüsn ü an mısın kafir

Nedir bu gizli gizli ahlar çak-i giribanlar
Aceb bir şuha sende aşık-ı nalan mısın kafir

Sana kimisi canım kimi cananım deyü söyler
Nesin sen doğru söyle can mısın canan mısın kafir

Şarab-ı ateşinin keyfi rüyun şul'elendirmiş
Bu haletle çerağ-ı meclis-i mestan mısın kafir

Niçin sık sık bakarsın öyle mirat-ı mücellaya
Meğer sen dahi kendi hüsnüne hayran mısın kafir

Nedim-i zarı bir kafir esir etmiş işitmiştim
Sen ol cellad-ı din ol düşmeni iman mısın kafir


Nedim

GAZEL

Tûti- mu'cize-gûyem ne desem lâf değil
Çerh ile söyleşemem âyinesi saf değil

Ehl-i dildir diyemem sinesi sâf olmayana
Ehl-i dil birbirini bilmemek insâf değil

Yine endîşe bilür kadr-i dür-i güftârım
Rûzgâr ise denî dehr ise sarrâf değil

Girdi miftâh-ı der-i genc-i maâni elime
Âleme bezl-i güher eylesem itlâf değil

Nef' i

GAZEL

Gittin ammâ ki kodun hasret ile cânı bile
İstemem sensiz olan sohbet-i yârânı bile

Devr-i meclis bana girdâb-ı belâdır sensiz
Mey-i zehr-âb-ı sitem sâgar-ı gerdânı bile

Bâğa sensiz bakamam çeşmime âteş görünür
Gül-i handânı değil serv-i hırâmânı bile

Sîneden derd ile bir âh edeyin kim dönsün
Aksine çerh-i felek mihr-i dırahşânı bile

Hâr-ı firkatle Neşâtî-i hazînin vâ-hayf
Dâmen-i ülfeti çâk oldu girâbânı bile


Neşatî


GAZEL

Gerçek hadîs imiş bu ki hûbun vefâsı yoh
Kim sevdi hûbı kim didi hûbun cefâsı yoh

Aşkun belâsı yoh diyüben aşka düşme kim
Kim âşık oldı kim didi aşkun belâsı yoh

Anun ki hacc-ı ekberi ey cân sen olmadun
Beytü'l-Harâma varmamış anun Safâsı yoh

Şeytândur ol ki sûretine kılmadı sücûd
Bir renc ü derde düşdi ki hergiz devâsı yoh

Ol cân ki senden özge taleb itmedi murâd
Hecründe yahmağun anı her dem revâsı yoh

Yâ Rab ne şem'imiş bu mehün yüzi kim anun
Nûrı katında şems-i duhânun ziyâsı yoh

Bîmâr-ı aşka cân verür ey cân lebün müdâm
Münkir sanur ki lâ'l-i lebünün şifâsı yoh

Gel gel berü ki savm u salâtun kazâsı var
Sensüz geçen sabâh u mesânun kazâsı yoh

Aynun hatâsuz ey büt-i Çin dökdi kanumı
Türk-i Hıtâdur aslına varur hatâsı yoh

Fânî cihâna bahma geçen ömri sevme kim
Ömrün zevâli var u cihânun bekaası yoh

Yârun gelür hemîşe cefâsı Nesîmîye
Sen sanma kim Nesîmîye yârun atâsı yoh
 

Nesimî


GAZEL

Âşıkız dîvâneyiz bağ ile gülzâr isteriz
Bir güle bağlanmışız illâ ki bî-hâr isteriz

Şâm-ı hecri mihr-i ruhsâriyle rûz-i îd eder
Âşıkın kadrin bilir âlemde bir yâr isteriz

Gül gibi her gördüğü hâr u hasa yüz vermeyip
Mâil-i ehl-i hevâ bir serv-reftâr isteriz

Kasd ederse gerd-i râhın görmege çeşm-i rakîb
Sürmeyi gözden siler bir şûh-ı ayyâr isteriz

Hatt-ı bâkî bulmağa gülzâr-ı fânîden bugün
Nev'îyâ sâgar sunar bir lâle-ruhsâr siteriz


Nev' î

GAZEL

Kûhken yâ Kays-ı deşt ol k'olasın nahçîr-i aşk
Hâne-perverd-i safâ olmaz şikâr-ı şîr-i aşk

Görme mecnûn-ı mahabbetle rakîb-i dîvi bir
Tavk-ı la'netle bir olmaz halka-i zencîr-i aşk

Müjde-i şâdî bilirdi gûş-mâl-i mihneti
Gûşuna tıfl-ı dilin okunmasa tekbîr-i aşk

Cezbesiyle çâhdan çekti çıkardı Yûsuf'u
Zûr-ı bâzû-yı mahabbet kuvvet-i te'sîr-i aşk

Feyz ederse rûh-ı pâk eyler Riyâzî âşıkı
Hâki zer etmezse cismi cân eder iksîr-i aşk

Rîyazî

GAZEL
 

Eşk ile eyledim vuzû erdi dem-i sabâh-ı aşk
Cân gözün açtı na’ra-i hayye ‘alel-felâh-ı aşk

Âh-ı demâ-dem edegör sâhil-i vasl ise murâd
Menzil alır mı fülk-i dil esmeyicek riyâh-ı aşk

Hançeri çekse bir elif sîneme yazılır gönül
Olur o şerha ‘âşıka mâye-i inşirâh-ı aşk

Meygede-i fenâda yok kimsede neşve-i cünûn
Kaysa sunuldu gibi hep şîşesi ile râh-ı aşk

Lâzım olursa akla çok şu’le-i bâdeden kılıç
Hâsılı bu ki Sabriyâ elde gerek silâh-ı aşk


Sabrî


GAZEL

Gül âteş gülbün âteş gülşen âteş cûybâr âteş
Semender – tıynetân – ı aşka bestir lâlezâr âteş

Heman ey sâkî bir sagar tutuştur dest- i dildâre
Gazeble bezme geldi şem’i meclisveş yanâr âteş

Nesim âteş çıkardı gonce – î çeşm – î ümidimden
Bıraktı gülşen – î âmâlime berk – ı behâr âteş

Hayâl – î hasret – î hâlinle âh ettikçe uşşâkın
Şeb – î firkatte her dem ahterân eyler nisâr âteş

Banâ dûzahtan ey meh dem urur gülzârlar sensiz
Dıraht âteş nihâl âteş gül âteş ber k ü bâr âteş

Çerâg – ı bezm – i hecrî olduğum yapmış yakıştırmış
Gönül pervânesine vuslat âteş intizâr âteş

Meğer kilk – î sebük – cevlânın olmuş germ – rev Gâlib
Zemîn âteş zamân âteş bütün nakş u nigâr âteş


GAZEL
 

Billâhi yuf bu şu’bede- î hiç- kâre yuf
Yuf kadr- i câh u tantana- î iştihâre yuf

( Billahi hiçbir işe yaramaz oyun yerine yuf.
Yuf mevkiin kadrine, değerine, yuf tanınmanın,
şöhret kazanmanın tantanasına. )


Pâşâ ki bulmaya ser- i maktuunâ kefen
Ol tûg- ı tumturak- alem- i i’tibâre yuf

( Kesilmiş başına kefen bile bulamayan
paşanın bayrak gibi şereflerle yücelen
tumturaklı itibar tuğuna yuf. )


Bâd- ı ecel ki söndüre kandil- i cânını
Bâşı ucunda bîhude şem’î mezâre yuf

( Değilmi ki ecel yeli can kandilini söndürecek;
başı ucunda boş yere yanan
mezarının mumuna yuf.)


Kerrât ile sahîfe- i âlemde çekmişim,
Bû sûret-î mükerrer-i leyl ü nehâre yuf

( Alem sahifesinde tekrar tekrar
gidip gelen gecesine de
defalarca yuf çekmişim, gündüzüne de.)


Bir hâne kim binâsı ola âh u eşkden
Yâzık o âb u renge o nakş u nigâre yuf

( Yapısı,ahtan,gözyaşından olan bir evin
süsüne, püsüne yazık: o süslere,
benzetilere yuf )

Dür kî ede zuhûr furûn- ı şikencede
Her bir o la’l- i nâb o dür-î şâvâre yuf

( İşkence fırınında beliren incinin, mücevherin
hepsine, her arı- duru lâ’line, padişahlara
layık her incisine yuf.)


Sûr - ı arûs kim ola mâtem netîcesi
Püf şem’ i bezme meş’ale- î şu’le- dâre yuf

( Sonu yas olan düğün şenliğinin
meclisinin mumuna püf!.. Işıklar veren
meş’alesine de yuf. )

Gâlib penâh- ı fakre gir abdâl – meşreb ol
Al kerre nâyı destine çal rûzgâre yuf

( Gâlib yokluğa sığın, abdâl meşrebine bürün;
yuf borusunu eline al da,
devre de yuf çek, zamâna da.)

Oldukça söylerim der–i Munlâ’da kâm–yâb
Dünyâ gamında çekticeğim âh u zâre yuf

( Sağ oldukça, muradıma ermiş bir halde,
Munlâ’nın( Mevlânâ’nın) kapısında,
dünya gamında çektiğim
aha da yuf çekerim, feryâda da.)


Şeyh Galip

Gazel

Sun sâgarı sâkî bana mestâne disünler
Uslanmadı gitti gör o dîvâne disünler

Peymânesini her kişi doldurmada bunda
Şimden gerü bu meclise mey-hâne disünler

Dil hânesi yık koma taş üstüne bir taş
Sen yap anı iler ana vîrâne disünler

Gönlünde senin gayr ü sivâ sureti n'eyler
Lâyık mı bu kim Kâ'be'ye büt-hâne disünler

Yahyâ'nın olup sözleri hep sırr-ı mahabbet
Yarân işidüb söyleme yabane disünler


Şeyhülislam Yahya


 

GAZEL
 

Ne temâşâ-yı gül ü ne çemen ister âşık
Sînede bir meh-i gül-pîrehen ister âşık

Var dimâğında şemîm-i hat-ı anber-bûyun
Sanma kim nâfe-i müşk-i Hotan ister âşık

Olmuş üftâde-i çâh-ı zekânın bî-çâre
Uzatıp zülfüne destin resen ister âşık

Zerd olup gitmededir çehresi altun gibi kim
Nakd-i cân vermeğe bir sîm-ten ister âşık

Şi'r-i Vehbî diyerek sana gazel arz etmiş
O nezâketle lebinden sühan ister âşık

 

 

Sümbülzâde Vehbi


GAZEL

Ölme gönül firaak ile Îsâ-nefes gelür
Yanma ciger figaan ile feryâd-res gelür

Can bülbili teferrüc-i dîdâr kılmasa
Firdevs bostânı gözüne kafes gelür

Her bî-haber ne bile mahabbet safâsını
Nâ-merde aşk u derd hevâ vü heves gelür

Bilmez kimesne kaafile-i dûstdan haber
Geh geh budur kulaguma bang-ı ceres gelür

Şeyhî ko peşpeşeyi dahı şehbâzı kıl şikâr
Sîmürg-i himet olana âlem meges gelür


Şeyhi


GAZEL

Gül üzülsün gonca açulsun bana sen gül yiter
Ağlasun bülbüllerün ey gonca tek sen gül yiter

Ey kamer-ruh fî-l-mesel bir bende-i ferzâne-veş
Atı önince piyâde sen şehün ben kul yiter

Mutribâ kaanûn odur kim sâzunı al çengüne
Bizi söyletme surâhi didüği kul kul yiter

Bir nedür ben bülbülün zahmı hezâr ur cânına
Didüm ol gonca ayıtdı ârife bir gün yiter

Açılub gül kalmasa hergiz negam bülbül ne gam
Câm gül Zâtî surâhi kulkul-i bülbül yiter
 

Zati


Terkib-i Bend
...

Pek rengine aldanma felek eski felektir
Zira feleğin meşreb-i nasazı dönektir

Ya bister-i kemhada ya viranede can ver
Çün bay u geda hake beraber girecektir

Allah'a sığın şahs-i halimin gazabından
Zira yumuşak huylu atın çiftesi pektir

Yaktı nice canlar o nezaketle tebessüm
Şirin dahi kasdetmesi cana gülerektir

Bed-asla necabet mi verir hiç üniforma
Zerduz palan ursan eşşek yine eşşektir

Bed-maye olan anlaşılır meclis-i meyde
İşret güher-i ademi temyize mihenktir

Nush ile yola gelmeyeni etmeli tekdir
Tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir

Nadanlar eder sohbet-i nadanla telezzüz
Divanelerin hemdemi divane gerektir

Afv ile mübeşşir midir eshab-ı meratib
Kanun-i ceza acize mi has demektir

Milyonla çalan mesned-i izzete serefraz
Birkaç kuruşu mürtekibin cay-i kürektir

...
Ziya Paşa

Gazel

Bahar boldu vü gül meyli kılmadı könlüm
Açıldı gonca ve lîkin açılmadı könlüm

Yüzün hayâli bile vâlih erdi andak kim
Bahâr kelgen ü kitkenni bilmedi könlüm

Yüzün nezâresi de mest ü mahv idi yani
Ki gül çağıda zamânî ayılmadı könlüm

Zamane gül-bünide gonca dektür il könlü
Olarga şükr ki bârî katılmadı könlüm

Nevayı gonca tilep könlüm ağzın etti heves
Eğerçi tapmadı lîkin yanılmadı könlüm

 

Ali Şir Nevai